23 Mayıs 2012 Çarşamba

Erdoğan'ın AK Parti grubu konuşması

İşte Erdoğan'ın açıklamalarının satır başları..

07 Şubat 2012 Salı 12:31
Bu haber 534 kez okundu
 Erdoğan'ın AK Parti grubu konuşması
ReklamStore kodu basla -İnternet Haberi 250x250 --> ReklamStore kodu bitti İnternet Haberi 250x250 -->
Irak'ta, Libya'da kendi halkına kaplan kesilen diktatörlerin gücü sadece kendi halklarına yetti. İşgal edilmiş kentleri değil kendi kaldıkları yerleri çevrelediler. İran-Irak savaşında 1 milyon askeri kim öldürdü? Halepçe'de Kürtler'i siyonistler mi yaptı. Hama'daki katliamları Hristiyanlar mı katletti. Modern firavunlar bunu yaptı. İşte bu zorbalar layıklarını da buldular..

Bugün babalarının izinden gidenler de hak ettiklerini mutlaka bulacaklardır. Umarım ve inanıyorum ki bugün Humus'ta yüzlerce masumu katledenler önce kendi halkının önünde hesap verecektir. Hama'nın hesabı sorulmadı ama er ya da geç Humus'un hesabı sorulacak. Ne diyor Beşar Esad 'Ölene kadar savaşacağım' diyor. Madem ölene kadar savaşacağım diyordun Golan tepeleri için neden ölene kadar savaşmadın? Bu zavallılıkdır. Zulm ile payidar olmaz. Mazlumun ahı mutlaka çıkar. Irak'ta, Libya'da çıktı. Suriye'de de çıkar..


Suriye bizim için öyle alel adele bir komşu değildir. Her kentte ortak medeniyetlerimizin izlerini görürsünüz. Her metre karede bizim ortak tarihimizin izlerini görürsünüz. Haçlı seferlerinden kurtuluş savaşına kadar. Suriye halkı bizim kardeşimizdir. Bu kardeşlik tarihe kanla yazılmış bir kardeşliktir. Biz Suriye halkına sırtımızı dönmedik dönemeyiz. Biz diğer kendi halkını katleden zalimlerin sırtını sıvazlayanlardan olmayız. CHP gitsin aynı zihniyeti desteklediği Baas partisine destek versin. Biz mazlum Suriye halkına destek vereceğiz. Biz dedik ki babanızdan farklı olduğunu Suriye halkına gösterin dedik. İyi niyetle suriye'de reformların gerçekleşmesini bekledik. Ama Esed babası gibi silahların namlusunu kendi halkına çevirdi. Bize verdiği sözlerin arkasında durmadı. 3 Şubat akşamı tıpkı babasının yaptığı gibi yüzlerce masum insanı katletti. Gittiği yol yol değil. Daha fazla kan akıtmadan bu yanlış yoldan dönmesini kendisine bir kez daha tavsiye ediyorum. Kendi dilin sesleniyorum. Ya Beşar men dakka dukka (Ey Beşar ne yaparsan onu yaşarsın)..

Suriye dünyada samimiyet testidir. BM'de yaşanan süreç medeni dünya açısında bir fiyaskodur. Uluslararası Barış ve Güvenliği sorumluluğunu yerine getiremeyen BM vicdanı tutsak hale getirmiştir. Veto yetkisine haiz olmanın etkisi büyüktür. Hakkaniyetle bu yetki kullanılmalı. Zulmün devam edilmesine yeşil ışık yakılmamalıdır. Esad rejimi bu kararsızlığı, mevcut kanlı saldırısını daha da yüksek perdeden uygulamak için açık çek olarak kabul edilmiştir. Suriye soğuk savaş argümanlarına kurban edilemez. Akan kan onları da içine çekiyor. Sorunların müzakereyle çözülmesini istedik. Mesele hangi yöntemle sorunun çözüleceğiyle tıkanmıyor. Sorunun mahiyeti konusunda bir kafa karışıklığı var.

Biz Türkiye olarak Suriye'deki kardeşlerimizin yanında olmaya, toplumların dikkatini buraya çekmeye gayret edeceğiz. Diplomasinin bütün olanaklarını kullanıyoruz. Suriye yönetiminin değil halkının yanında olanların yanında olacak ülkelerle yeni bir birliktelik başlatıyoruz.

Altını çizerek söylüyorum; genişletilmiş il başkanları toplantısında söylediklerimin A'dan Z'ye arkasındayım. 2002 öncesinde gerek yazılı gerekse görsel medyada en çok dadevlet televizyonu TRT'de bir çok haber olurdu. Bilmem Amerika'da bir yerel gazetede Türkiye ile ilgili şöyle bir haber verilirdi.

Şu anda dünyanıon tamamında Türkiye ile ilgili onlarca makale yayınlanıyor. Geçtiğimiz günlerde Amerikalı bir yazarın sözleri gündeme geldi. Belli ki o yazar Türkiye hakkında yanlış yönlendirilmiş, biz buna güler geçeriz. Burada saklanan bir şey var. Bu yazarın sözleri CHP tarafından iç politika malzemesi haline getirildi. Bunu başlatan Kılıçdaroğlu'dur. Biz de bu yazarın ifadelerine dikkat çektik. Türkiye'yi anti demokratik sayan bir yazar 2010 yılında İsrail'e gitmiş, liderlerle fotoğraflar çektirmiş.

Mavi Marmara katliamının ardından bizim eleştirilerimize Tel Aviv değil Keşan'dan Kılıçdaroğlu cevap vermişti. Ben olsaydım izin vermezdim demişti. Ve bu sözlerle adını tarihe altın harflerle yazdırdı.Biz beklerdik ki sayın Kılıçdaroğlu kendi cümlesini kursun; bir gün BDP'nin papağanı oluyor. Eğer o yazar Türkiye'ye gelirlerse o yazarla birlikte İsrail'e gitsinler. Gazze'de bir tepede piknik yapsınlar. Arkalarında yüzlerce tutuklunun bulunduğu hapishaneyi arkalarına alsınlar. İsrail'de tutuklu gazeteciler yok demek en hafif deyimle yalancılıktır, vicdansızlıktır. Şair Mahmut Derviş'in şiirini Kılıçdaroğlu bilmez. Filistin sokaklarında ölemeyen İsrail hapisanelerini göremeyen kendi vatanından uzak ölen nice şair ve gazeteci var. İlla İsrail'i arıyorlarsa gitsinler İsrail'li gazetecileri İsrail askeri sansür kurumuna sorsunlar. Burada son derece sistemli bir senaryo var. Bazı medya kuruluşlarını da yedeğe alarak Türkiye'yi lekeleyerek son derece tehlikeli bir kampanya yürütüyorlar.

Sayın Kılıçdaroğlu, cebinde gazeteci kartı çıkan polis katillerini savunuyorsun da Roj TV'yi neden savun muyorsun? Batı'da gazeteciler darbe planlarının içerisinde yer almadılar. Batı'da birilerine haber yazdırıp sonra bunu parti kapatma davalarına koymuyor. Biz devam eden mücadelemizi yoğunlaştıracağız. Harici odaklardan destek alan bu kampanyayı biz boşa çıkartacağız. Hiç kimsenin böyle bir kampanya yürütmeye hakkı yoktur.

Bir Dersimli olmana rağmen Dersim konusunu yasaklayacaksın, Diyarbakır yönetimini görevden alacaksın sonra gidip yabancı gazetecilere makale yazacaksın. Cumhuriyet Halk Partisi bu zamana kadar böyle genel başkan görmedi.

Gelelim dindar nesil sözlerimin ardından başlatılan kampanyaya. Bu 31 Mart'tan bu yana sürekli temcit pilavı gibi önümüze getirilmiştir. Milli iradenin gaspında bunu araç olarak kullandılar. İrtica diye insanlar idam edildi, hükümetlerin eli kolu bağlandı, milli fmanevi deperler ayaklar altına alındı.

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!... -Boğamazsın ki! -Hiçolmazsa yanımdan kovarım. Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu... İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu?

Akif'in dediği gibi irticanın sizin lehçede manası bu mu? açık söylüyorum; Türkiye hiç bir zaman irticaya prim vermedi. Bu korkulara çok ağır bedeller ödedik. Kimi aşağlamak istedilerse yobaz dediler. Bugün dindar nesil üzerinden yürütülen kampanya Ak Parti'nin kapatılma davası öncesinde yaşananların tıpkısının aynısıdır. Biz bu kampanyaların içerisinden geçtik. Biz bu yolda elinde irtica oyuncağı alındığı için kimlik bunalımı yaşayan yazarlardan değil milletten istikamet alırız. Sizin veryansınız önemli değil halkımın veryansını önemlidir. Onun ölçüsü de sandıktır. Ben milletin diliyle konuşurum. Siz milletle beraber yürümediniz. Milletin diliyle konuşmadığınız için 10 yıllardır iktidar olamadınız olamayacaksınız.

İnternet bilgisayar yeni mi icat edildi? Peki niçin bunları yapamadınız. Akşam bir TV kanalında konuşuyorlar. Anadolu yoksul kesimi üniversiteye gidemiyorlar. Sen öyle zannediyorsun. Elinde tablet olan ve üniversiteye giden Anadolu çocukları var. Çıkmış mütahit nesil yetişiyor diyorlar. Biz sermayeyi belli ellerde toplamayız. Ak Parti büyümede bir patlatma yaşadıysa bunlarda yaşadık. Faizleri düşürdük daha da düşüreceğiz. Yüzde 10 faizi bile yüksek gören bir iktidarız. Hiç kimse çok bilmiş edasıyla parmağını sallayarak bize istikamet gösteremez. Bizim rehberimiz millet. Biz milletin önüne parti programımızla çıktık. Bizim yöntemlerimiz belli. Bu hükümetin gizli ajandası var diye ensemizde boza pişirilmesine asla ve asla prim vermeyiz. Bu ülkede dindarlar aşağılandı, camiler kapatıldı, imam hatiplere gitmek isteyenlerin yolları kapatıldı. Bu ülkede on yıllar boyunca gençlik için zararlı alışkanlıklar özendirildi. Başörtüsünü yasaklayanlar milletvekili yaparak ödüllendirdiler. Bizim dindarlık ölçmek gibi bir amacımız yok. Ama ben merak ediyorum siz yıllarca laikliği nasıl ölçtünüz? İkna odalarında genç kızlarımıza nasıl işkence yaptınız? Siz önce millete bunu anlatın. Ey köşelerinde yazanlar; bunu neden söylediğimi anlıyor musunuz? Katsayı konusuna neden bu kadar takıldınız. Biz birilerinin yaptığı gibi öğrenci formatlama gayretinde değiliz. 17 ilimizde 52 okulda Fatih Projesi başladı.  

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

NAMAZ VAKİTLERİ

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:

KARİKATÜR

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV