19 Mayıs 2012 Cumartesi

Barut kokan vakitler

21 Şubat 2011, 20:56
Bu makale 683 kez okundu
Barut kokan vakitler
 Sokak aralarında çocukların kavgalarıyla başlayan hayatlar o ülkenin gelecekteki meydanlarını tarif ediyor... 
Fas‘tan başlayan ve yaklaşık 25 Müslüman ülkenin halkları sokaklarda ‘hak’ arıyor... Ekmek istiyor... Tüyü bitmemiş yetimlerin hakları dahi yakılıp yıkılıyor...
Ve sudaki balıklar gibi meçhule sürükleniyorlar...
Sefil hınçların emzirdiği adamlarca uzaklarda bir yerde yazılan hürriyet masalında bir figüran rolünü oynadıklarının farkında dahi değiller...
Utangaçlığını, vicdanını ve adil duruşlarını yitiren milletler büyük bir felaketin eşiğindedir...
Kazanabilmek uğruna girdikleri savaşlarda mağlup olanlar pişman olduklarını dile getiriyor da, galip gelenlerin hiçbiri pişmanlık duyduğunu itiraf etmiyor...
Akıl örtülmüş...
Kuklalar devri yaşanıyor...
Barut kokuyor vakitler...
*
“Kimse yıllarca yaşadığı için ihtiyarlamaz. İnsanlar ideallerine ihanet ettikleri zaman yaşlanırlar” diyen Nobel Barış Ödüllü Albert Schweitzer‘in bu sözü dünyanın içine düştüğü durumu özetliyor...
Yaşlanıyor dünya...
Yıkılışa doğru kürek çekiyor...
Çünkü insanlar ideallerine ihanet etti...
Savaş artık her yerde... Bazen en uzak bir yerde, bazen en yakında...
Barut kokuyor artık vakitler...
*
Nefislerine mahkûm zihniyet savaşmaktan yorulmuyor... Mağlup olanlar her defasında ‘Sanmayın yıkıldık, çöktük. Bir başka bahar için yaprak döktük!’ diye kendilerini avutarak başka bir savaşa hazırlanıyor...
Kaybedenler teselliyi daima başka bir baharı hayal etmekte bulmuştur... Oysa başka bir bahara açmayı taahhüt edebilmek hangi ağacın iradesindedir ki?
Dünyada ‘dünyalık’ uğruna yapılan savaşların sonu hüsranla bitmesine rağmen ve zafere giden her yolun savaştan geçtiğine inananlar her yolu mübah saymaya devam ettikçe daha çok barut kokacak vakitler...

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

NAMAZ VAKİTLERİ

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

SPOR TOTO SÜPER LİG

Tür seçiniz:

KARİKATÜR

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV